Bugun...
Bizi izleyin:


Alaattin Yılmaz


Facebookta Paylaş









TARAKLI PANAYIRINDAKİ AYININ İNTİKAMI
Tarih: 29-09-2020 02:37:00 Güncelleme: 29-09-2020 02:37:00


 

Taraklı Medya köşe yazarı Alaattin Yılmaz’dan enteresan bir anı daha. Geçmiş yıllara dair güzel anılarına her daim kaleme alan yazarımızdan bir anı daha.

 

TARAKLI PANAYIRI

 

Her sonbahar gelişinde 28 Eylül’de geleneksel Taraklı Panayırı gelir aklıma.

2014 yılı itibariyle son noktanın konduğu Taraklı Panayırı, hasat dönemi sonunda 28 Eylül’de başlar ve 1 Ekim’de biterdi.

 

Panayırımız ticari faaliyetleri ve yöresel kültüre ait motiflerin işlendiği; süs eşyalarından yerli ve yabancı tüccarların getirdiği kıyafetlere kadar oldukça geniş bir emtia çeşitliliğine sahipti.

Çocukluk-gençlik dönemimde televizyon öncesi yıllarda kasaba insanlarında panayırın özel bir yeri vardı. Panayır tüm insanların özlemle beklediği bir şenlikti.

Panayırda her yaştan kişinin ilgisini çekecek atlıkarıncalar, salıncaklar, dönme dolaplar, atış galerileri, halka atma, penaltı atma, çarkı felek, çadır tiyatroları ve daha nice etkinlik vardı.

Ben bugün yetmiş yıl öncesinde Taraklı ve Göynük Panayırında yaşanmış bir ayı hikâyesi anlatacağım.

 

Ancak öncesinde eski ve şimdi kaybolmuş bir meslek olan ayı oynatıcılığından bahsetmeliyim.

İnsanların en büyük eğlencelerinden biri de ayı oynatıcılarıydı; tefle şarkı söyleyerek ayı oynatırlardı.

Oyunun en beklenen kısmı ise ayıya bir değnek verilerek etrafında döndürüldüğü andı. Ayı oynatıcısı şu komutları verirdi: ‘’Haydi bakalım kocaoğlan şimdi göster bize kocakarılar nasıl yürür’’ ‘’Kocakarılar hamamda nasıl bayılır’’ ’’Aferin sana koca oğlan göster bakalım gelinlik kızlar nişanlısını görünce ne yapar.’’ Eğitilmiş ayı da verilen bu komutlara göre taklit yapardı.

 

ŞÜKRÜ ÇAVUŞLARIN BURHAN’IN AYI ŞAKASI

 

Ayı, panayırlar için çok önemli bir hayvandı.

Selahattin Kozcağız Abiden dinlediğime göre yine bir Taraklı Panayırına ayı oynatıcısı gelmiş. Tüm insanlar ayı oynatıcısının etrafında halka olup ayının oynamasını ve verilen komuta göre taklitlerini izliyormuş.

 

Gösteri sonunda ayı oynatıcısı da yedeğinde ayı ile beraber tefle bahşiş topluyormuş. Seyircilerden ayıya yiyecek ikramında bulunanlar da oluyor. Elma, armut, ekmek gibi… İzleyiciler arasında Taraklı’nın hızlı delikanlı gençleri de var: Selahattin Kozcağız, Salim Çakar, Burhan Ertürk, Ulvi Erkal, Selahattin Korkut, Hamdi Küçükçınar, Alaattin Öncü, Ruşen Küçükçınar abilerim hemen aklıma geliverenler. Tam bu esnada Burhan Ertürk, ayıya büyükçe bir domates ikramında bulunmuş. İşte ne olduysa o an olmuş. Domatesi yiyen ayı adeta delirmiş ve seyircilerin içine doğru homurdanarak hamlede bulunmuş. Ayı oynatıcısı ayıyı zorlukla zapt etmiş. Zaten ayının bu hiddetini gören Burhan Ertürk de oradan hemen kaçmış. Burhan Ağabey, meğerse ayıya ikram ettiği domatesin içine acı frenk biberi doldurmuş.

 

Taraklı Panayırından iki hafta sonra Bolu Göynük’te de panayır kurulurdu. Aynı gençler Göynük Panayırına da giderler. Bakarlar ki ayı oynatıcısı, ayısını şarkı söyleyerek ve tef çalarak yine oynatıyor. Gençler de seyirci halkasının arasına dalıyor. Sıra bahşiş toplamaya gelince ayı punduna getirip gözüne kestirdiği Burhan Abiye bir el ense çekiyor ve pataklamaya başlıyor. Kinci ayının elinden sahibi sayesinde zor kurtuluyor. Gençler de ayı oynatıcısına Taraklıdaki şakayı anlatıyorlar ve ayı sopa yemekten böylece kurtuluyor.

 

 

AYI OYNATICISI MESLEĞİ

 

Ayı oynatıcılığı geliri iyi olan bir meslekti. Ayıcının bir değneği, bir torbası, bir de tefi bulunurdu. Ayıcılar dağlardan ya küçük ayıyı ya da ininden yavrusunu alıp kaçarmış. Önce yavru ayının burnu delinip zincir halka takılırmış. Zincir çekildiğinde ayı çok acı çekermiş. Daha sonra da oynamasını öğretmek için minik ayının gözlerini bağlayıp kızgın saç teneke üzerine çıkartıp şarkı söyleyip tef çalarlarmış. Ayağı yanan ayı yavrusu, bir o ayağını bir diğer ayağını kaldırmak zorunda kalırmış. Daha sonra da ayı ne zaman bir tef sesi duysa ayağının yanacağını zannederek saç üzerindeki hareketlerini tekrarlarmış.

Ben ayıların bu trajik hikayesini yıllar sonra öğrendim. 1980’lerde ayı oynatmak yasaklandı. ‘’Ayılara Özgürlük Projesi’’nin hayata geçirilmesinden sonra ayılar koruma altına alınmaya başlandı.

 

Yakın akrabam olan özlem ve rahmetle andığım Burhan Abim, acısı burnunda olan o ayının hikayesini bilseydi, zannederim ki bu şakayı yapmazdı.

Not: Ben bu yazıda ismi geçip vefat eden büyüklerimi özlem ve rahmetle anıyorum. Hayatta olan Salim Çakar Abiye sağlık, mutluluk ve huzur dolu ömür diliyorum.

 

 

Taraklı Medya köşe yazarı Alaattin Yılmaz’dan enteresan bir anı daha. Geçmiş yıllara dair güzel anılarına her daim kaleme alan yazarımızdan bir anı daha.

 

TARAKLI PANAYIRI

 

Her sonbahar gelişinde 28 Eylül’de geleneksel Taraklı Panayırı gelir aklıma.

2014 yılı itibariyle son noktanın konduğu Taraklı Panayırı, hasat dönemi sonunda 28 Eylül’de başlar ve 1 Ekim’de biterdi.

 

Panayırımız ticari faaliyetleri ve yöresel kültüre ait motiflerin işlendiği; süs eşyalarından yerli ve yabancı tüccarların getirdiği kıyafetlere kadar oldukça geniş bir emtia çeşitliliğine sahipti.

Çocukluk-gençlik dönemimde televizyon öncesi yıllarda kasaba insanlarında panayırın özel bir yeri vardı. Panayır tüm insanların özlemle beklediği bir şenlikti.

Panayırda her yaştan kişinin ilgisini çekecek atlıkarıncalar, salıncaklar, dönme dolaplar, atış galerileri, halka atma, penaltı atma, çarkı felek, çadır tiyatroları ve daha nice etkinlik vardı.

Ben bugün yetmiş yıl öncesinde Taraklı ve Göynük Panayırında yaşanmış bir ayı hikâyesi anlatacağım.

 

Ancak öncesinde eski ve şimdi kaybolmuş bir meslek olan ayı oynatıcılığından bahsetmeliyim.

İnsanların en büyük eğlencelerinden biri de ayı oynatıcılarıydı; tefle şarkı söyleyerek ayı oynatırlardı.

Oyunun en beklenen kısmı ise ayıya bir değnek verilerek etrafında döndürüldüğü andı. Ayı oynatıcısı şu komutları verirdi: ‘’Haydi bakalım kocaoğlan şimdi göster bize kocakarılar nasıl yürür’’ ‘’Kocakarılar hamamda nasıl bayılır’’ ’’Aferin sana koca oğlan göster bakalım gelinlik kızlar nişanlısını görünce ne yapar.’’ Eğitilmiş ayı da verilen bu komutlara göre taklit yapardı.

 

ŞÜKRÜ ÇAVUŞLARIN BURHAN’IN AYI ŞAKASI

 

Ayı, panayırlar için çok önemli bir hayvandı.

Selahattin Kozcağız Abiden dinlediğime göre yine bir Taraklı Panayırına ayı oynatıcısı gelmiş. Tüm insanlar ayı oynatıcısının etrafında halka olup ayının oynamasını ve verilen komuta göre taklitlerini izliyormuş.

 

Gösteri sonunda ayı oynatıcısı da yedeğinde ayı ile beraber tefle bahşiş topluyormuş. Seyircilerden ayıya yiyecek ikramında bulunanlar da oluyor. Elma, armut, ekmek gibi… İzleyiciler arasında Taraklı’nın hızlı delikanlı gençleri de var: Selahattin Kozcağız, Salim Çakar, Burhan Ertürk, Ulvi Erkal, Selahattin Korkut, Hamdi Küçükçınar, Alaattin Öncü, Ruşen Küçükçınar abilerim hemen aklıma geliverenler. Tam bu esnada Burhan Ertürk, ayıya büyükçe bir domates ikramında bulunmuş. İşte ne olduysa o an olmuş. Domatesi yiyen ayı adeta delirmiş ve seyircilerin içine doğru homurdanarak hamlede bulunmuş. Ayı oynatıcısı ayıyı zorlukla zapt etmiş. Zaten ayının bu hiddetini gören Burhan Ertürk de oradan hemen kaçmış. Burhan Ağabey, meğerse ayıya ikram ettiği domatesin içine acı frenk biberi doldurmuş.

 

Taraklı Panayırından iki hafta sonra Bolu Göynük’te de panayır kurulurdu. Aynı gençler Göynük Panayırına da giderler. Bakarlar ki ayı oynatıcısı, ayısını şarkı söyleyerek ve tef çalarak yine oynatıyor. Gençler de seyirci halkasının arasına dalıyor. Sıra bahşiş toplamaya gelince ayı punduna getirip gözüne kestirdiği Burhan Abiye bir el ense çekiyor ve pataklamaya başlıyor. Kinci ayının elinden sahibi sayesinde zor kurtuluyor. Gençler de ayı oynatıcısına Taraklıdaki şakayı anlatıyorlar ve ayı sopa yemekten böylece kurtuluyor.

 

 

AYI OYNATICISI MESLEĞİ

 

Ayı oynatıcılığı geliri iyi olan bir meslekti. Ayıcının bir değneği, bir torbası, bir de tefi bulunurdu. Ayıcılar dağlardan ya küçük ayıyı ya da ininden yavrusunu alıp kaçarmış. Önce yavru ayının burnu delinip zincir halka takılırmış. Zincir çekildiğinde ayı çok acı çekermiş. Daha sonra da oynamasını öğretmek için minik ayının gözlerini bağlayıp kızgın saç teneke üzerine çıkartıp şarkı söyleyip tef çalarlarmış. Ayağı yanan ayı yavrusu, bir o ayağını bir diğer ayağını kaldırmak zorunda kalırmış. Daha sonra da ayı ne zaman bir tef sesi duysa ayağının yanacağını zannederek saç üzerindeki hareketlerini tekrarlarmış.

Ben ayıların bu trajik hikayesini yıllar sonra öğrendim. 1980’lerde ayı oynatmak yasaklandı. ‘’Ayılara Özgürlük Projesi’’nin hayata geçirilmesinden sonra ayılar koruma altına alınmaya başlandı.

 

Yakın akrabam olan özlem ve rahmetle andığım Burhan Abim, acısı burnunda olan o ayının hikayesini bilseydi, zannederim ki bu şakayı yapmazdı.

Not: Ben bu yazıda ismi geçip vefat eden büyüklerimi özlem ve rahmetle anıyorum. Hayatta olan Salim Çakar Abiye sağlık, mutluluk ve huzur dolu ömür diliyorum.

 

 



Bu yazı 7116 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • TARAKLI
    TARAKLI
  • TARAKLI
    TARAKLI
  • TARAKLI
    TARAKLI
  • TARAKLI
    TARAKLI
  • TARAKLI
    TARAKLI
  • TARAKLI
    TARAKLI
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • İlk Günde Taraklı'ya Büyük İlgi
    İlk Günde Taraklı'ya Büyük İlgi
  • Taraklı Fm Tıkla Dinle
    Taraklı Fm Tıkla Dinle
  • ADIM ADIM SAKARYA TARAKLI
    ADIM ADIM SAKARYA TARAKLI
  • Taraklı Belediye Başkanından yeni kaymakama ziyaret
    Taraklı Belediye Başkanından yeni kaymakama ziyaret
  • 25 yıl sonra açıldı
    25 yıl sonra açıldı
  • Merkezi sistem yeniden Yunuspaşa Camii’nde
    Merkezi sistem yeniden Yunuspaşa Camii’nde
VİDEO GALERİ
YUKARI