Hayat, yol boyunca kiminle yürüdüğümüzle şekillenir. Bazıları yolumuzu aydınlatır, bazıları ise heybemizdeki azığa göz dikip bizi karanlıkta bırakır. Kadim bilgelerin ve hayat tecrübesinin üzerinde birleştiği bir gerçek vardır ki; bazı karakter özellikleri bir araya geldiğinde ortaya çıkan tablo, dostluktan ziyade bir “psikolojik yük” halini alır.
Bu tablonun üç ana rengi vardır: Aptallık, cimrilik ve menfaatçilik.
“Aptal” ile Yol YürümekBuradaki “aptallık” zeka katsayısı ile değil, basiretsizlik ve farkındalık eksikliği ile ilgilidir. Sadi-i Şirazi der ki: “Akıllı düşman, akılsız dosttan hayırlıdır.” Çünkü akıllı düşmanın hamlesini kestirebilirsiniz, ancak akılsız dostun size iyilik yapmaya çalışırken nasıl bir uçuruma sürükleyeceğini asla bilemezsiniz. Sırrınızı koruyamaz, zamanlamayı tutturamaz ve en ihtiyaç duyduğunuz anda kaş yaparken göz çıkarır.
Cimrilik sadece para harcayamama hali değildir; bir gönül darlığıdır. Cimri bir dostla kurulan bağ, her zaman eksik kalır. Çünkü dostluk fedakarlık ister; sadece maddi değil, manevi bir cömertlik gerektirir. Elini cebine atamayanın, yüreğini ortaya koymasını beklemek beyhudedir. Paylaşmanın lezzetini bilmeyen biriyle paylaşılan bir ömür, tatsız bir yemeğe benzer.
MenfaatçilikBelki de en tehlikelisi budur. Menfaatçi kişi, dostluğu bir yatırım aracı olarak görür. Sizi değil, sizdeki imkanları sever. İşler yolunda giderken en ön saftadır; ancak rüzgar tersine döndüğünde, gemiyi ilk terk eden o olur. Onun sevgisi koşullara, sadakati ise elde edeceği çıkara bağlıdır.
Bu Üçlü Neden Bir Arada Olur?Genellikle bu özellikler birbirini besler. Menfaatçi, kısa vadeli kazancı için “aptalca” riskler alabilir; cimri, elindekini kaybetme korkusuyla “menfaatçi” bir kimliğe bürünebilir. Bu üç özelliğin toplandığı bir kişiyle dostluk kurmak, delik bir kovayla su taşımaya benzer. Ne kadar emek verirseniz verin, kova hiçbir zaman dolmaz ve sonunda yorulan sadece siz olursunuz.